Samsun ili genelde pek yüksek olmayan plato ve dağlardan oluşan topografik yapı göstermektedir.
İl sınırları içinde doğu, batı doğrultusunda uzanan iki dağ sırası bulunmaktadır. Bunlar il topraklarının güney kesiminde doğuda Canik Dağları ve batı kısımda ise Çangal Dağlarıdır. İlin en yüksek noktası 2062 m. ile Akdağ'dır. Kunduz dağı, Bünyan dağı, Sırçalı Dağ, Yurt dağları ilin diğer yükseltileridir.
Samsun ili topraklarında platolar geniş bir alana yayılmış olup, il topraklarının % 37,2'sini kaplar. İl topraklarının % 17,9'unu da ovalar oluşturmaktadır. Akarsuların açmış olduğu vadilerde ve akarsuların denize ulaştığı yerlerde birikinti ovaları oluşmuştur. İlin en önemli vadileri Kızılırmak ve Yeşilırmak vadileridir. Bafra ve Çarşamba ovaları ve bu iki ovanın arasında Samsun ovası ilin en önemli ovalarıdır. Bütün bu ovalarda başlıca geçim kaynağı tarımdır.
COĞRAFYA
Su varlığı açısından oldukça zengin sayılabilecek Samsun'da çok sayıda ki göllerin yanı sıra baraj gölleri ve göletleri de mevcuttur.
Samsun ili genelde pek yüksek olmayan plato ve dağlardan oluşan topografik yapı göstermektedir.
İl sınırları içinde doğu, batı doğrultusunda uzanan iki dağ sırası bulunmaktadır. Bunlar il topraklarının güney kesiminde doğuda Canik Dağları ve batı kısımda ise Çangal Dağlarıdır. İlin en yüksek noktası 2062 m. ile Akdağ'dır. Kunduz dağı, Bünyan dağı, Sırçalı Dağ, Yurt dağları ilin diğer yükseltileridir.
Samsun ili topraklarında platolar geniş bir alana yayılmış olup, il topraklarının % 37,2'sini kaplar. İl topraklarının % 17,9'unu da ovalar oluşturmaktadır. Akarsuların açmış olduğu vadilerde ve akarsuların denize ulaştığı yerlerde birikinti ovaları oluşmuştur. İlin en önemli vadileri Kızılırmak ve Yeşilırmak vadileridir. Bafra ve Çarşamba ovaları ve bu iki ovanın arasında Samsun ovası ilin en önemli ovalarıdır. Bütün bu ovalarda başlıca geçim kaynağı tarımdır.
Doğal bitki örtüsü açısından Samsun ili zengindir. 1000 - 1200 m. yüksekliklerde gürgen, meşe, ıhlamur, kestane, kayın, dışbudak; 1200 - 1800 m. yüksekliklerde ise iğne yapraklı ağaçlara rastlanır. Kıyılara yaklaştıkça özellikle akarsular boyunca söğüt ve kavak ağaçları vardır.
En zengin orman alanları Çarşamba, Alaçam, Kavak ve Vezirköprü ilçelerinde bulunmaktadır.
Samsun ilinin iklimi kıyı ve iç kesimlerde ayrı özellikler göstermektedir. Kıyı kesimlerin de Karadeniz, iç kesimlerinde ise Akdağ ve Canik dağlarının etkisi izlenmektedir. Samsun ili sıcaklık ve yağışlar açısından Doğu ve Batı Karadeniz iklimine benzememektedir.
Ülkemizin en büyük akarsularından olan Kızılırmak ve Yeşilırmak Samsun ilinden Karadenize dökülmektedir. Samsun'un diğer akarsuları da: Tersakan Çayı, Mert Irmağı, Terme Çayı, Karaboğaz Deresi, Kürtü Çayı, Abdal Deresidir.
Su varlığı açısından oldukça zengin sayılabilecek Samsun'da çok sayıdaki doğal göllerin yanı sıra baraj gölleri ve göletler de mevcuttur. Doğal göllerin çoğunu Çarşamba ve Bafra'daki delta gölleri oluşturur.
Bafra gölleri, Bafra ovasının ortasından geçen Kızılırmağın her iki yakasındaki çukurların dolması ile oluşmuştur. Bu göllerin başlıcaları: Karaboğaz Gölü, Balık Gölü, Liman Gölü, Dutdibi Gölü, Uzungöl, Hayırlı Göl, İncegöl, Çernek Gölü ve Tombul Göl'dür. Bu göllerin çoğu su ürünleri bakımından oldukça zengin olup ekonomik öneme sahiptir. Bu bölge kuş varlığı açısından da ülkesel önem taşımaktadır.
Çarşamba gölleri de, yine ovadaki çukurların dolması ile oluşmuş göllerdir.
Terme Çayının yatağının değişmesi sonucu oluşan Simenlik ve Akgöl'de çok sayıda balık bulunmaktadır.
Ladik ilçe merkezine 10 km. uzaklıkta, Ladik ovasının doğusundaki çukura oluşmuş Ladik Gölü, Akdağ'dan inen akarsularla beslenmektedir. Samsun'daki baraj göllerinden Altınkaya ve Derbent Baraj Gölleri Kızılırmak üzerinde, Hasan ve Suat Uğurlu Baraj Gölleri ise Yeşilırmak üzerindedir.
EKONOMİ - SANAYİ - TİCARET
Samsun, uzun yıllar ticaret şehri olarak varlığını kabul ettirmiştir. Sanayi alanında küçük ve orta ölçekli işletmeler yönünden büyük bir aşama kaydedilmiştir. Samsun orta ve doğu Karadenizin ticaret merkezi durumundadır.
TARIM
Arazi Durumu:
İlde 103.329 civarında çiftçi ailesi mevcut olup, arazi büyükleri 0-49 Ha.arasında değişmektedir. 500 dekardan daha büyük işletmeye sahip çiftçi sayısı 40 civarındadır.
Sulama:
İlde sulanabilir tarım alanı 392.300 ha. olup, bu alanın 66.337 ha'sı sulanmaktadır. Sulanabilir tarım alanının %16'sı sulanmaktadır. Sulama alanının 62.002 ha.'ı halk sulaması 4335 ha'ı devletçe sulanan alanlardır.
Gübre Tüketimi:
İlde toplam tarım alanın%80'i gübrelenmektedir. 1998 yılında ilimizde değişik türde 122.150 ton gübre tüketilmiştir.
Çiftlik gübresi genellikle fide yetiştiriciliğinde, meyve bahçelerinde kullanılmaktadır.
Tarımsal Araç ve Gereç Durumu:
İlde yapılan anketlere göre temel ekipmanları ile birlikte 30.790 adet traktör, 2.020 adet çeşitli mibzer, 184 adet biçerdöver, 26.589 adet pulverizatöratomizör, 67 adet selektör, 214 adet çayır biçme makinesi, 115 adet pancar sökme makinesi, 204 adet yem kırma makinesi ve 138 adet süt sağım makinesi bulunmaktadır.
BİTKİSEL ÜRETİM
Tarla Ürünleri:
İlde ekonomik bakımdan yetiştirilen 4 ana ürün, buğday, mısır, çeltik, tütündür. Sanayi bitkisi olarak ayçiçeği tarımı yapılmaktadır. Çayır mer'a ve yem bitkileri ekilişlerinde son yıllarda artışlar olmuştur.
Hem kaliteli kaba yem açığının kapatılması, hem de meyilli arazilerde erozyonun önlenmesi bakımından yem bitkilerinin üretimi teşvik edilerek dağıtılan bedelli tohumluklarla üretici desteklenmektedir. Yonca, korunga ve fiğ ekim alanlarının toplamı 7.765 Ha. olup, bu alanlardan 27.595 ton ot, 2.725 ton dane yem üretimi sağlanmıştır.
Meyvecilik:
İlde 61.639 ha. alanda kapama meyvecilik üretimi yapılmaktadır. Bu kapama alanının 602.479 dekar fındık alanıdır. Fındık üretimi Merket, Terme, Çarşamba, Salıpazarı, Ayvacık, Tekkeköy, 19 Mayıs, Bafra, Alaçam, Yakakent ilçelerinde yapılmaktadır.
Yine kapama olarak Merkez ve Çarşamba ilçelerinde şeftali üretimi yapılmakta ve önemli gelir kaynağı oluşturmaktadır. Diğer meyve ürünlerinin yetiştiriciliği dağınık ağaç şeklinde yapılmaktadır.
602.247 dekar fındık bahçesi olup 52.143 ton fındık üretimi yapılmaktadır.
Sebzecilik:
İlin Bafra ve Çarşamba ovalarında geniş alanlarda sebzecilik yaygın olarak yapılmaktadır. En fazla üretimi yapılan sebzeler; domates, biber, hıyar, patlıcan, ıspanak, fasulye, kabak, lahana, pırasa, karpuz ve kavundur. Toplam 37.191 ha. alanda sebze tarımı yapılmaktadır.
Ayrıca, plastik sera ve yüksek tünellerde son yıllarda artan bir oranla sebze yetiştiriciliği yapılmaktadır. Mevcut örtü alanı 7.686 dekardır.
HAYVANCILIK
Samsun'da hayvancılık genelde aile işletmesi şeklinde yürütülmektedir. Yapılan ıslah çalışmaları sonucunda sahil ilçelerde Jersey, Jersey melezi, iç kesim ilçelerinde ise Holsteine, Montofon, Simental ile bunların melezleri ağırlıklı olarak yerleştirilmektedir.
Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu (K.K.D.F.) uygulamada olduğu dönemde besicilik yapılan ahırlarda önemli gelişmeler göstermiştir.
372.235 adet büyük baş,321.476 adet küçük baş, 2.414.920 adet kanatlı hayvan ve 82.730 adet kovan mevcuttur.
Su ürünleri:
İlimizde denizden en çok hamsi, barbunya, istavrit, kefal; tatlı sularda sazan, kerevit, akbalık avlanmaktadır. Çeşitli boyutlarda 543 adet tekne mevcut olup bunların 105 adedi trol teknesidir. Su ürünleri kooperatif sayısı Merkez (1), Bafra (6), 19 Mayıs Yakakent (1) olmak üzere 12 adet olup, üye sayısı 821'dir.
EKONOMİ
Samsun'un ekonomik yönden başta İstanbul olmak üzere, İzmir, Adana, Mersin, Ankara gibi büyük ticaret ve endüstri merkezleriyle yakın ticari ilişkisi bulunmaktadır.
İstanbul ile ithal ve yerli mal çeşitleri, giyecek, inşaat malzemesi, manifatura, kantariye, tıbbi ve zirai ilaçlar, dayanıklı tüketim mal ticareti, İzmir ile ithal mallar, manifatura, kantariye sebze ve meyva, Adana-Mersin illeriyle turfanda sebze ve meyva ticareti mükemmel bir seyir izlemektedir. İç ticaretin yanında Bağımsız Devletler Topluluğu Ülkeleri arasında da kıyı ticareti il ekonomisine olumlu katkılar sağlamaktadır.
Geniş potansiyelli limanı ile ithalat ve ihracat yapılabilmektedir. İlimiz limanından konsantre bakır, kuru gıda maddesi, yaş sebze ve meyva, polipropilen çuval başlıca ihraç ürünleri olmuştur. Rusya, Ukrayna, Gürcistan ve Almanya belli başlı ihracat yapılan ülkeler arasında yer almaktadır. İthal ürünleri olarak da kalsiyum fosfat, kömür, buğday, çeltik, canlı hayvan, kimyevi maddeler belli başlı ürünler arasındadır.
Samsun İli Karadeniz Bölgesi'nin en önemli ticaret merkezlerinden biridir. İl ticaretinin çok daha yüksek potansiyele ulaşması için başta Samsun Ticaret ve Sanayi Odası'nın büyük gayretleri sonucu "SERBEST BÖLGE" kurulması statüsüne kavuşturulması Bakanlar Kurulunca kabul edilmiş ve Samsun Liman sahası içerisinde tespit edilen yerde alt yapı çalışmalarına başlanmıştır.
SAMSUN'DA SANAYİ
Samsun, uzun yıllar ticaret şehri olarak varlığını kabul ettirmiştir. Sanayi alanında küçük ve orta ölçekli işletmeler yönünden büyük bir aşama kaydedilmiştir. İmalat Sanayiinin temel taşlarından olan bu işletmeler ilk önceleri Sanayi Sitelerinde üretimlerini sürdürmüşler, kooperatifleşmeyle bir çok sanayi siteleri bu işletmeleri bünyelerine toplamıştır. İlde çok büyük sanayi kuruluşları olmamakla birlikte Kamu Kurumu olan Karadeniz Bakır İşletmeleri Azot Sanayi ile Sigara Fabrikası üretim potansiyeli ve istihdamıyla bölge için oldukça önemlidir.
Samsun ilinde gıda sanayi de büyük bir aşama kaydetmiştir. Un fabrikaları Havza ilçesinde yoğunlaşmıştır. Unlu ürünler, su ürünleri gibi sanayi kuruluşları bölgenin ihtiyacına cevap vermektedir. Tekstil, konfeksiyon, ağaç ve mobilya, kağıt ve kağıt ürünleri, kimya ve ilaç sanayi, oto yedek parça sanayi ile bakır ve bakır mamulleri sanayi Samsun ilinin belli başlı sanayisini teşkil etmektedir.
Samsun sanayisinin istenilen hedeflere gelişimi için mutlak Organize Sanayi Bölgesi çatısı altında toplanması gerekliliği göz önüne alınmış ve bu bölge uzun uğraşlar sonunda Kirazlık Mevkiinde kurulmuştur.
Samsun Ticaret ve Sanayi Odası'nın da yer aldığı Müteşebbis üyeliği ile hızla tamamlanan bu bölgede 34 firma üretime geçerken, 30 firma inşaatı devam etmekte ve 13 firma da proje aşamasındadır.
TİCARET
Samsun ili orta ve doğu karadenizin ticaret merkezi durumundadır. Özellikle Kızılırmak ve Yeşilırmak deltalarının meydana getirdiği Çarşamba ve Bafra ovaları Çukurova'dan sonra Türkiye'nin en verimli ve bereketli topraklarına sahiptir. Ovaların il hudutlarında bulunması sebebiyle ekonominin ağırlık merkezini tarıma dayalı kılmaktadır.
Coğrafi konum ve ulaşım durumu ekonomik potansiyeli ile Karadeniz Bölgesinin merkezi durumunda olan Samsun'da Ticaret en önemli öğeyi teşkil eder. Kara, deniz, demiryolu taşımacılığı ve Uluslararası Çarşamba Hava alanının 1999 yılı içerisinde tam anlamı ile faaliyete geçmesi ile Samsun önemli bir ticaret merkezi olma yolundadır.
TARİH
Bugün kullandığımız "Samsun" adının ortaya çıkışı, Türklerin buraya hakim olmasından sonradır. XII ve XIII .asırlardaki Türk kaynaklarında Samsun ismi kullanılırken, aynı tarihlerdeki batı kaynaklarında ise "Sampson" adı kaydedilmektedir.
TÜRKLERDEN ÖNCE SAMSUN
Samsun'un ilk insanlarının Gaskalar olduğu mahalli kazılarda bulunan eşyalardan anlaşılmaktadır. Buraya daha önce gelenlerle birleşerek Mert Irmağı ağzında küçük bir kent kurmuşlardır. Gaskalar daha sonra Hitit egemenliğine girerek yok oldular. Böylece Samsun bir Hitit şehri oldu. Hititler de M.Ö.1200 yıllarında Frigler tarafından yıkılmıştır.
Bazı eski Yunan kaynaklarında Samsun ve civarında Amazon adı verilen savaşçı kadınların yaşadığı ve kendi topraklarına asla yabancı erkek sokmadıkları yazılıdır. Amazonlar'ın bugünkü Çarşamba ve Terme ovalarında yaşadıkları iddia edilmektedir.
Friglerden sonra Doğu Karadeniz kıyı şeridinde Kimmerler'in tarih sahnesine çıktığı görülmektedir. Bu bölgeyi ele geçiren Kimmerler Trabzon ve Sinop'u yağmalamışlardır. Lidya kralı Giges Kimmerleri yendikten sonra Ege'nin denizci kavimlerinden olan Milletliler Amisos'a gelip yerleşmişlerdir.
Anadolu hakimiyeti yüzünden Lidya Kralı Krezüs ile Pers imparatoru Kurus M.Ö. 546 yılında Amisos şehrinin güneyinde savaştılar. Bu savaşta Krezüs'ün yenilerek esir düşmesi üzerine hem Anadolu hem de Amisos şehri Pers hakimiyetine girmiştir. Büyük bir sefer hazırlığı için Amisos'a gelen Pers imparatoru Darius şehrin yerini beğenmeyerek üç kilometre batısındaki Toramantepe'de şehri yeniden kurdurtmuştur ki burası daha sonraları "Kara Samsun" adıyla anılmıştır. Bir ara Yunan Kralı Perikles tarafından ele geçirilen Amisos, tekrar Persler tarafından alınmış ve bu hakimiyeti M.Ö.331 yılına kadar sürmüştür.
Büyük İskender'in Persler'i yenmesi üzerine Amisos şehri Makedonyalılar'ın hakimiyetine germiştir. İskender'in ölümünden sonra Pers kralı Mitridat M.Ö. 225 yıllarında Amasya, Sinop ve Amisos'u ele geçirerek bu bölgede Pont Krallığı adıyla bir devlet kurmuştur. Nitekim Amasya'daki kral mezarları bu devletin krallarına aittir. M.Ö. 64.yılında Amisos şehri Roma hakimiyetine girmiştir. Roma hakimiyetinde iken Amisos şehrinin ticari önemi artmaya başlamıştır. Bu ticari gelişme şehrin zenginleşmesini sağlamış ve bir süre sonra da Amisos'ta Hıristiyanlık yayılmıştır.
Roma imparatorluğu ikiye bölündükten sonra Amisos Doğu Roma (Bizans) İmparatorluğu'nun idaresine geçmiştir. Bu dönemde Amisos, piskoposluk merkezi haline getirilmiştir.Bizanslılarla Müslüman Araplar arasında başlayan savaşlar Amisos'u da etkilemiştir. Nitekim Malatya Emiri Ömer B.Abdullah'ı yenen Bizans ordusu burayı geri almış ve şehir Türkler tarafından fethedilinceye kadar Bizans hakimiyetinde kalmıştır.
SAMSUN'UN TÜRKLERİN ELİNE GEÇMESİ
Selçukluların Anadolu'ya girmesinden sonra Danişmentoğulları Amisos'a akınlar yaptılarsa da burayı alamadılar. Amisos şehri Anadolu Selçuklu II. Kılıçarslan tarafından Selçuklu hakimiyetine alındı. Türkler burada "Müslüman Samsun"u kurdular. Bundan sonra Arap kaynaklarında "Samsun", Batı kaynaklarında ise "Sampson" adına rastlanmaktadır. Sultan II.Kılıçarslan ülkesini 11 oğlu arasında taksim ettiği zaman (1185) Samsun, Rükneddin Süleyman Şah'ın payına düştü. Samsun Selçukluların hakimiyetinde olmasına rağmen şehrin eski yerleşim yeri olan ve bugün bile "Kara Samsun" veya "Gavur Samsun" diye bilinen kısmı daha uzun süre Bizans ve Cenevizliler'in elinde kaldı. Müslüman Samsun'un yanında hıristiyan meskun olduğu "Kara Samsun"u yaklaşık 230 yıl gibi uzun bir müddet bağımsız yaşayabilmesi, müşterek menfaat temeline dayanan bir ilişki ile mümkün olmuştur. Nitekim denizcilik alanında henüz gelişmemiş olan Selçuklular, bu konuda hıristiyanlardan istifade ederken, onlarda emniyet içinde Selçuklular'dan aldıkları ticaret eşyalarını deniz yoluyla Karadeniz'in diğer limanlarına ve Avrupa'ya naklediyorlardı.
İstanbul'un 1204 tarihinde Latinler tarafından alınması üzerine Samsun'un hıristiyanların elinde kalan bu kısım İznik Rum İmparatorluğu'na bağlı kaldı. Bir ara Trabzon Rum İmparatoru Alexios Kommenos tarafından kuşatıldıysa da alınamadı. Kuşatmanın başarısız kalmasında hıristiyan kesime Selçuklular'ın yardım etmesinin de payı büyük oldu. Anadolu Selçuklu Devleti'nin dağılmasından sonra müslüman Samsun, İlhanlılar'ın eline geçti. Amisos ise öteden beri burada kuvvetli bir tüccar zümresi bulunduran Cenovalılar'ın eline geçti. Cenevizliler şehri bir asırdan fazla ellerinde tuttular. Müslüman Samsun ve çevresinde ise bir takım küçük beylikler doğdu. Bu beylikler bazen Candaroğulları'na, bazen Eretna Beyliği'ne (Kayseri), bazen de Osmanlılar'a dayanarak varlıklarını sürdürdüler. "Canik Beyleri" adıyla bilinen şunlardı: Canik, Ladik ve çevresinde Kubadoğulları, Ordu, Giresun tarafından Emiroğulları, Niksar, Terme ve Çarşamba havalisinde Taceddinoğulları, Vezirköprü, Havza civarında Taşanoğulları, Bafra ovasında Bafra Beyliği. Bu beylikler daha sonra Osmanlı hakimiyetine girmişlerdir.
OSMANLILAR DEVRİNDE SAMSUN
Samsun ve çevresinde Osmanlı hakimiyeti Yıldırım Beyazıd devrinde başlamıştır. Kubadoğulları'nın elinde bulunan Müslüman Samsun, Yıldırım Beyazıd tarafından ele geçirildi (1398). Buranın idaresi, Bulgar kralı Şişman'ın müslümanlığı kabul eden oğlu Aleksandr'a (İskender Paşa) verildi.
Ankara Savaşı'nda (1402) Yıldırım Bayezıd'ın yenilmesi üzerine Timur'un ordusu bu bölgeyi de yağma ve tahrip etti. Bu tarihten sonra Samsun, bir süre Yıldırım'ın oğlu Emir Süleyman'ın, 1419'da da İsfendiyaroğulları'nın eline geçti. Kara Samsun olarak bilinen ve Hıristiyanların meskun olduğu batı kısmı, Sultan Çelebi Mehmed tarafından alındı (1419). Osmanlıların şehri almasından bir kaç yıl sonra buradaki Hıristiyanlar, Kara Samsun'u yakarak gemilerle buradan ayrıldılar (1425). Müslüman Samsun da yine Çelebi Mehmed tarafından İsfendiyaroğulları'ndan savaşsız olarak Osmanlı hakimiyetine geçirildi. Böylece Samsun, "Canik Sancağı" adıyla (Sivas) Eyaletine bağlı bir sancak olarak Osmanlı idare teşkilatına dahil edildi. Samsun çevresindeki beylikler ise daha sonra padişahlar tarafından peyder pey Osmanlı idaresine alındı. Osmanlı hakimiyetine geçtikten sonra Samsun eski ticari önemini kaybederek küçük bir iskele olarak XIX. yüzyıla kadar kaldı. Bu dönemde Samsun iskelesi, Sinop Limanı'nın gölgesinde kalarak gelişme imkanı bulamadı. XVII. yüzyılın başlarından itibaren deniz yoluyla gelen Kazaklar'ın saldırısına maruz kalan Samsun, bakımsız haldeki kalenin tamiri ve içine muhafız tayin edilmesi suretiyle emniyet altına alındı.
1774 Küçük Kaynarca Andlaşması ile Kırım'ın elden çıkması sonucu Samsun'un ticare önemi de iyice gerilemiştir. Ancak XIX. yüzyıl ortalarından itibaren Samsun ve Canik sancağı yeniden gelişmeye başlamıştır. Tütün ekiminin yaygınlaşması ve buharlı gemi işletmesinin Karadeniz'de de başlaması bu gelişmede önemli bir etken olmuştur. Şehrin ve sancağın ticari ve ekonomik potansiyeli geliştiği gibi nüfusu da o oranda artmıştır. 1869 yangını şehrin hemen tamamını kül haline getirdiyse de zengin bir ticaret şehri olan Samsun kısa zamanda kalkındı. Belediye tarafından Fransa'dan getirtilen bir mimarın planına göre şehirde birbirini dik olarak kesen fakat umumiyetle zamanımızın ihtiyacına göre dar sokak ve caddeler boyunda bir kısmı kargir olmak üzere evler ve umumi binalar yapıldı. I.Cihan Harbi yıllarında ticareti felce uğrayan Samsun çok sıkıntı çekti. 1915 yılında Rus harp gemileri şehri topa tuttu. Harbin son yıllarında ve mütareke senelerinde Samsun yakınlarında Pontus çetelerinin faaliyeti dikkat çekmektedir. Mondros Mütarekesi'nden sonra 4 bin kişilik bir İngiliz Hintli kuvveti Samsun'u işgal etti ki bu kuvvetler Milli Mücadele sırasında memleketi terk etmişlerdir.
TURİZM
Samsun Anadolu'nun Karadeniz'e açılan en önemli kapısı; Avrupa - Asya transit yolu üzerinde işlek bir kavşak noktası, Türkiye'nin en büyük akarsuları Kızılırmak ve Yeşilırmak'ın arasında verimli delta toprakları üzerinde kurulmuş önemli bir tarım merkezi, denizi, ormanları, yaylaları ile bir doğa cennetidir.
Samsun'da turizmin vazgeçilmez üçlüsü denizin, kumun, güneşin yanısıra artık birçok insanda tutku halini almış alternatif turizm aktivitelerinin gerçekleştirildiği alanları içiçe bulabilirsiniz.
Yakakent'ten Terme'ye kadar uzanan sahil bandı üzerinde çok güzel kuma sahip geniş doğal plajlar denize girmek için idealdir. Yakakent Çamgölü mevkiinde Çam ormanlarıyla kaplı yemyeşil tepeler masmavi sular iner. Eşsiz güzellikteki sahili ile denizle iç içe bir yaşamın sürüldüğü şirin kıyı kasabası Yakakent'de gün batımı ise görülmeye değer güzelliktedir. Terme ilçesi birde tarihin ilginç ve çekici savaşçı kadınların Amazonların yaşadığı yer olarak bilinir. Sahil bandı üzerinde Alaçam, Bafra ve 19 Mayıs ilçelerimizin topraklarının bir bölümünü kaplayan Kızılırmak Deltası sulak alanı flora ve faunası ile ülkemizin eko-turizm alanında en ilginç köşelerinden biridir.
Deltada, 19 Mayıs ilçesi, Yörükler mevkiinde ilkbaharda tabanı tamamen suyla kaplanan yaprak döker ağaçlardan oluşmuş Galeriç ormanı yaban hayatı açısından oldukça ilgi çekicidir.
Samsun, termal turizm açısından da önemli merkezlere sahiptir. Havza ve Ladik Kaplıcaları 2000 yılından beri bilinen sağlık merkezleridir. . Havza 25 Mayıs Termal tesisleri Turizm Bakanlığınca termal Turizm Merkezi olarak ilan edilmiştir. Ladik'teki Hamamayağı kaplıcası ise ülkemizdeki birinci derecede önemli ve öncelikli kaplıca merkezlerindendir. Radyoaktif özellik gösteren Ladik kaplıca suları organizma üzerinde uyarıcı etki yapar. Bu nedenle bu suya "gençlik suyu" adı verilir.
Havza ve Ladik'deki kaplıca sularının başta romatizmal hastalıklar olmak üzere, kadın hastalıkları, sinirsel hastalıklar, eklem hastalıkları ve kireçlenme gibi hastalıkların tedavisinde olumlu etki yaptıkları tıbbi olarak kanıtlanmıştır.
Samsun'un yaylaları da diğer Karadeniz yaylaları gibi; yeşil, temiz havayı ve sessizliği özleyenlere kucak açmaya hazırdır. Samsun'dan yaylalara ulaşmak oldukça kolaydır. Yaylaların yolları özel aracınızla bile rahatlıkla gideceğiniz durumdadır. Ladik-Akdağ yaylaları, Vezirköprü - Kunduz dağı yaylaları yazın başka kışın başka görülmeye değer güzellikleri barındırırlar. Kunduz yaylalarının orman dokusu ile iç içe oluşları ve ormanların Altınkaya Baraj Gölüyle birleşmesi bölgeye bambaşka bir güzellik kazandırmaktadır. Burası yayla turizminin yanı sıra doğa yürüyüşleri, su sporları, balık avcılğı, motor gezileri, kamp yapmak için son derece elverişli alanlara sahiptir. Bölgedeki Orman İşletme Tesisi ise yaz kış gelenlerin dinlenme ve konaklama ihtiyacını karşılamaktadır. Ancak tesislerde önceden rezervasyon yaptırmak gereklidir. 1997 yılından itibaren Ladik-Akdağ Yaylalarında Yayla Şenlikleri düzenlenmeye başlamıştır.
Samsun doğal güzelliklerinin yanı sıra da tarihi alanlarıyla da dikkat çekicidir. Paleolitik dönemlerde yerleşim yeri olarak kullanılmış, Tekkeköy mağara-kale yerleşmeleri; M.Ö. 5000 yıllarından beri sürekli yerleşim yeri olarak kullanılagelmiş Bafra İkiztepe ve bugün bile surlarını, galerilerini, merdivenlerini görebileceğimiz 3000 yıl öncesinden gelen Kızılırmak vadisindeki Asarkale; Paflagonlara ait kaya mezarları, Amazonların yaptığı ileri sürülen Garpu kalesi görülmeye değerdir. Samsun'da Anadolu Ahşap mimarisinin en güzel örneklerini görebilirsiniz. Çarşamba'da ki Göğceli Cami bunların en ilginç olanıdır. Yapımında hiç çivi kullanılmamış olan yapı kesin yapım tarihi bilinmemekle birlikte yaklaşık 800 yıldır sapa sağlam ayakta kalmıştır.
KÜLTÜR - FOLKLOR - EL SANATLARI
Doğu ve Batı Karadeniz'in kesiştiği noktada kalan Samsun'un çok eski bir medeniyete sahip olması, XIX yy. ve XX yy. başlarında gelen göçlerle çok değişken bir yapıda bulunması, kültürel açıdan farklılıklar göstermektedir.
Samsun'da evlenme, halk mutfağı, halk hekimliği, halk veterinerliği, sünnet düğünü adetleri, ninniler, yemekler, kışlık hazırlıklar ve yiyecekler, doğum, tekerlemeleri, ölüm, kani, gelin ağlatma, bilmece, atasözleri, efsaneler, masal, seyirlik oyunlar, inançlar, halk takvimi ve meterolojisi, halk mimarisi, el sanatları, halk oyunları, giyim-kuşam konusunda araştırmalar yapılmış, Kültür Bakanlığı Halk Kültürlerini Araştırma ve Geliştirme Genel Müdürlüğü arşivine kazandırmıştır. |